Blog

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR?

Sadakatsizlik, şiddetli geçimsizlik, eşe fiziksel şiddet uygulama ya da hakaret küfür etme etme gibi eşler arasında yaşanan gerginliklerden dolayı eşlerin anlaşmaya gitmemeleri yani anlaşmalı boşanma yöntemini seçmemeleri halinde açılan boşanma davası, çekişmeli boşanma davası olarak adlandırılır. Çekişmeli boşanma davası açmak için yine eşlerden birisinin ikamet ettikleri şehirde bulunan Aile Mahkemesi’ne giderek boşanma başvurusunda bulunması gerekmektedir.  Aile Mahkemesi’ne yapılacak başvuru, boşanma davası açacak olan eşin vekili olan bir boşanma avukatı tarafından da açılabilir.

Boşanma davasının açılması ile boşanma süreci resmi olarak başlamış olur. Davacı tarafından açılan boşanma davası, mahkemenin davalı eşe gönderdiği tebligat ile davalı eşe bildirilir. Yine belirtmekte fayda var ki, hukuk sistemimize göre davacının ispat yükümlülüğü hususu boşanma davalarında da geçerlidir. Yani boşanma davasını açan eş, mahkemeye sunacağı belgelerle boşanma nedenini ispat etmek zorundadır. Boşanma süreci içerisinde davalı olan eş, boşanma davasına yönelik olarak kendisinden boşanmak isteyen eşine karşı dava açabilir.

Aile Mahkemesi yapılan bu boşanma davası başvurusunu kabul ettikten sonra taraflar mahkemeye ellerindeki belgeleri, delilleri ve tanıkları sunacak, mahkeme ise davanın gidişatına göre gerekli değerlendirmeleri ve çalışmaları yapacak, araştırmalarda bulunacak ve kararlarını buna göre verecektir.

Çekişmeli boşanma davasında mal paylaşımı, 2002 yılından sonra yürürlüğe giren “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” yasa üzerinden değerlendirilir. Bu yasaya göre evlilik içerisinde alınan mallara eşler arasında yarı yarıya paylaştırılır. Yine bir başka husus olan nafaka’da ise durum mahkemenin SED raporu yani “Sosyo Ekonomik Durum Raporu” sonucunda belirlenecektir. Burada dikkate değer bir diğer önemli husus ise, boşanmadaki kusur oranlarının nafakaya doğrudan yansımasıdır diyebiliriz. Bu konuyu örneklendirecek olursak; eşini aldatmış bir kadın, bu hususun kanıtlanması sonucunda boşandığı eşinden nafaka talep edemeyecektir.

Çekişmeli boşanma davasında velayet konusu ise çocuğun üstün yararının gözetilmesi ile ortaya çıkar. Şayet çocuk henüz bebek diye tabir edilebilecek yaşta ise, çocuğun velayeti ileride yeniden değerlendirilmek üzere geçici olarak anneye verilir. Çocuk küçük yaşta ise bu noktada mahkeme uzman pedagoglardan faydalanır. Çocuğun psikolojik durumu, eşlerin ekonomik durumları, çocuğa nasıl bir yaşam sunabilecekleri değerlendirilir ve mahkeme velayetin anneye ya da babaya verileceği konusunda kararını bu şekilde verir. Çocuğun erişkinliğe yakın bir yaşta olması durumunda ise mahkeme çocuğu dinler ve kimde kalmak istediğini sorar. Buna göre yine çocuğun velayetinin kime verileceği mahkeme tarafından kesinleştirilir.

Çekişmeli boşanma davaları ortalama 6 ile 10 celse arasında sürmektedir. Yaklaşık olarak bu süreç ise davanın gidişatına göre 1 yıl ile 3 yıl arasında değişmektedir. Çekişmeli boşanma davası ile ilgili olarak detaylı bilgi almak için alanında uzman bir boşanma avukatı ile görüşmek yararlı olacaktır.

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR?

Anlaşmalı boşanma davası bakımından süreç ve prosedür çekişmeli boşanmadan farklıdır. 1 seneyi aşkın evliliklerde anlaşmalı dava söz konusu olabilir. İhtilaflı konu olmayan bu dava türünde eşler bir arada hareket ederek bir anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ve bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlar ve davayı açar. Mahkemece gerekli denetim yapılarak bir duruşma günü tayin edilir ve taraflar duruşmaya davet edilir.

Eğer tüm hukuki gereklilikler tamamlanmışsa ve protokol kanuna uygun şekilde hazırlanmışsa duruşma günü tek celsede boşanma kararı verilir. İstinaf ve temyiz süreleri tüketildikten sonra anlaşmalı boşanma kararı kesinleşir. 

BOŞANMA DAVASINDA NELER DELİL OLABİLİR?

Boşanma davasında her somut olayın özelliğine göre farklı deliller kullanılabilmektedir. Boşanma davasında kullanılabilecek deliller:

BOŞANMA DAVASINDA YASAK DELİLLER NELERDİR?

Anayasa’nın 38.maddesine göre; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilmez.”

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189/2’ye göre ise; “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.”

Hukuka aykırı deliller, yani yasak deliller:

Hukuka aykırı delilin yargılama delil olarak kabul edilmemesi başlıca kişilerin özel yaşamı ve insan hakları ile ilgilidir. Zira, özel hayatın gizliliğini ihlal eden ve kişinin onur ve haysiyetini zedeleyen deliller yasak delildir.

Hukuka aykırı olarak oluşturulan veya elde edilen deliller, yargılamada delil olarak kabul edilmez. Ancak, evlilik birliğinde eşlerin müşterek bir yaşam sürdürmesi nedeniyle boşanma davasında hukuka aykırı delil bakımından bazı ayrık durumlar oluşmaktadır.

Yargıtay’a göre, evlilik birliği içerisinde, eşlerin müşterek bir konutta yaşaması, müşterek araç kullanması, müşterek alanlarda bulunması, müşterek olarak bir sosyal medya hesabı kullanmaları veya birbirlerinin telefon veya sosyal medya hesaplarına ulaşabilmesi gibi durumlar söz konusudur. Bu sebeplerle, bu müşterek alanlarda elde edilen deliller boşanma davalarında delil olarak kabul edilebilir. Zira, müşterek alanlar özel alan teşkil etmez.

DÜĞÜNDE TAKILAN ALTINLAR KİME AİTTİR?

Son zamanların en çok tartışılan konularından birisi olan düğünde takılan altınlar, kadına mı yoksa erkeğe mi aittir? Ya da takılan bu altınlar ortak kullanılabilir mi? Altınları gizlice satmak boşanma sebebi sayılır mı? Bugün bu soruların yanıtlarını vermeye çalışacağız.

Düğünde Takılan Altınlar

Eşler arasında ihtilaf konusu olan ve zaman zaman da boşanmaya kadar giden düğünde takılan altınlar konusu, toplumun temel yapı taşı olan aile müessesine ciddi anlamda zararlar vermektedir. Eşlerden birinin duyarsız hareketi sonucu diğer eş duruma tepki göstermekte ve bunun akabinde aile müessesi derinden sarsılmaktadır.

Aslında burada temel hareket noktası yani olaya bakış açısı hediyenin kime edildiğidir. Düğünlerde takılan altınlar, bilezikler ve envai çeşit kıymetli mücevherler bir erkek tarafından takılamayacağı için ve düğünde bu takılar genel itibariyle kadınlara hediye edildiği için düğünde takılan altınların geline ait olduğu çıkarımında bulunabiliriz.

Şimdi dilerseniz bu konuyu hukuk nezdinde de değerlendirelim. Düğünlerde takılan takıların erkeğe mi kadına mı ait olduğu, yöreye ait adetlerin ortaya çıkarılmasıyla vuku bulur. Nitekim Yargıtay konu ile ilgili olarak verdiği birçok emsal kararda, ziynet eşyalarının erkeğe takılsa dahi kadına ait olduğu üzerinde bir karar vermiştir. Düğünde takılan paralar için ise yine yöreye ait adetlerin araştırılması sonucu karar verilir.

Düğünde Takılan Takılar Boşanma Sebebi Sayılabilir

Düğünde takılan takıların kadına ait olduğunu yukarıdaki paragraflarda belirtmiştik. Peki bir erkek eşinin haberi olmadan gidip düğünde takılan takıları satarsa ne olacak? Bu noktada kadın, durumu gerekçe göstererek boşanma davası açabilir ve boşanma davası neticesinde de düğünde takılan takıları geri alabilir.

BOŞANMA DAVASINDA TANIK?

Boşanma Davalarında Tanıklar...

Hukuki davalarda bir konu hakkında beyanda bulunan ve bunun doğru olduğunu teyit eden kişi veya kişilere tanık denilmektedir. Tanıklar boşanma davası süreçlerinde de davaların gidişatı adına önemli bilgiler verebilir. Tanıklar, yaşanan bir olayın en etkin aktarılma biçimi olduğundan adaletin en etkin araçlarından biridir. Bu nedenle bir tanık boşanma davalarının seyrini değiştirebilecek bir etkendir.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesine göre (Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması) açılan boşanma davalarında tanıklar, davanın vazgeçilmezleri arasında gösterilmektedir. Nitekim ülkemizde açılan boşanma davalarının birçoğu da yine TMK 166’ya göre şekillendirilmektedir. Eşler arasındaki problemlerin derinliği yazılı bir belge ile ispat edilemeyeceği için burada en önemli delil haliyle tanıkların verdiği beyanlar olacaktır.

Boşanma Davalarında Tanıklar Kimler Olabilir ?

Anne, baba, çocuk, abla, erkek kardeş, akrabalar, arkadaşlar vb. herkes tanık olabilir. Bazı istisnai durumlarda ise tanık olarak mahkemeye davet edilen kişi, kendi isteği ve arzusu doğrultusunda tanıklıktan çekilebilir.

Boşanma davası içerisinde taraflardan birisinin ;

Tanık Olmak Zorunlu mudur ?

Tanık olmak zorunlu değildir ama, tanık olmak toplumsal ve kamusal bir görevdir. Dolayısıyla anayasamızın 12. Ve 14. maddelerinde topluma karşı ödev ve sorumluluklarımız kapsamında tanık olmak yani tanıklık yapmak yerine getirilmesi gereken bir ödev olarak öngörülmüştür.

Hukuk Mahkemeleri Kanununun 245. maddesinde düzenlendiği üzere kanunda belirtilen zorunlu haller dışında tanıklıktan çekinme hususu hükme bağlanmıştır. Bu maddeye göre geçerli bir neden olmaksızın kişinin mahkemeye tanık olarak çağrılmasına karşın, ifade vermeye gitmemesi disiplin para cezasına ve bunun yanında zorla getirme kararını da sebebiyet verecektir.

Boşanma davalarında tanıklık hususu ile ilgili olarak bir diğer önemli husus, tanık listelerinin mahkemeye yalnızca bir kereye mahsus sunulacağıdır. Hukuk Mahkemeleri Kanununda düzenlendiği üzere boşanma davası süresince tanıklığından faydalanılabilecek bir kişinin mahkemeye geleceği önceden yazılı olarak bildirilmelidir. Bu bildirime tanık listesi adı verilir. Tanık listesinde tanıklara ait isim soy isim, T.C. kimlik numarası ve iletişim adresleri bulunur.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI İLE ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?

Aşağıda özet bilgilere yer verilerek anlaşmalı ile çekişmeli boşanma süreçleri arasındaki farklar sunulmuştur. 

Anlaşmalı Boşanma Davası Açma

Çekişmeli Boşanma Davası Açma

AİLE DÜZENİNE KARŞI SUÇLAR NELERDİR?

Türk Ceza Kanununun (TCK), “Aile Düzenine Karşı Suçlar” başlıklı 8. bölümünde yer alan TCK m. 230 ve TCK m. 235 hükümleri arasında düzenlemiştir. Aile düzenine karşı suçlar;

olarak sayılmaktadır. 5237 sayılı Kanunun aile düzenine karşı suçlar bölümünde aile kurumunun ve evlilik birliğinin korunması esası benimsenmiştir.

Aile Yükümlülükleri Nelerdir?

Aile yükümlülükleri, ailenin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi için yerine getirilmesi gerekli olan davranışlardır. Aile yükümlülükleri hem eşlerin birbirine karşı hem de anne ve babanın çocuğa karşı yükümlülüklerini kapsamaktadır.

olarak sayılmaktadır.

Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Nedir?

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali, TCK m. 230 vd. ile düzenlenen “aile düzenine karşı işlenen suçlar” arasında sayılan suç tiplerinden biridir.

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali Yargıtay kararı uyarınca aşağıdaki davranışlar suç teşkil etmektedir:

Aile hukukundan doğan yükümlülüklerden biri olan sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde tazminat talep etme hakkı doğmaktadır. Ancak tazminat talebinde bulunan kişinin zararını ispat etmesi gereklidir. Aksi takdirde, aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali tazminat hakkını doğrudan doğurmamaktadır.

Birden Çok Evlilik, Hileli Evlenme, Dinsel Tören Suçu (TCK Madde 230)

TCK m. 230’da birden çok evlilik yapmak ve hileli evlenmek suç olarak tanımlanmıştır. Bu hükme göre;

Birden çok evlilik aynı zamanda mutlak butlan sebebidir. Dolayısıyla, evliliğin iptali davası açmak için sebep oluşturmaktadır. Evliliğin iptali davasının herkes tarafından açılması mümkündür.

Birden çok evlilik yapma ve hileli evlenme suçları şikâyete tabi suçlardan değildir. Dolayısıyla re’sen takip edilmektedir. Bu suç bakımından dava zamanaşımı süresi ise suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır.

Çocuğun Soybağını Değiştirme Suçu (TCK Madde 231)

TCK m. 231’de bir çocuğun soybağının değiştirilmesi suç olarak tanımlanmıştır. Bu hükme göre;

Çocuğun soybağını değiştirme suçu, yetkili mercilere gerekli bilgileri vermemek ya da yanlış bilgiler vermek suretiyle işlenmektedir. Failde çocuğun soybağının değiştirme veya gizleme kastı bulunması zorunludur.

Çocuğun soybağını değiştirme suçu şikâyete tabi suçlardan değildir. Dolayısıyla re’sen takip edilmektedir. Bu suç bakımından dava zamanaşımı süresi ise suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır.

Kötü Muamele Suçu (TCK Madde 232)

TCK m. 232’de kötü muamele suçu düzenlenmiştir. Buna göre;

Kötü muamele oluşturan davranışlar merhamet ve şefkat ile bağdaşmayan eylemlerdir. Aç bırakma, uyutmama, korkutma, sürekli dalga geçme gibi eylemler örnek verilebilir.

Kişinin bedeninde tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getiren davranışlar kötü muamele suçunu değil kasten yaralama suçunu teşkil eder.

Kötü muamele suçunun oluştuğundan bahsedebilmek için davranışlar süreklilik arz etmelidir. Anne ya da baba, bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali oluşturacak davranışları süreklilik arz edecek sıklıkla yapıyorsa suç oluşmaktadır.

Kötü muamele suçu şikâyete tabi suçlardan değildir. Dolayısıyla re’sen takip edilmektedir. Bu suç bakımından dava zamanaşımı süresi ise suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır.

Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçu (TCK Madde 233)

TCK m. 233’de aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suç olarak düzenlenmiştir. Bu hükme göre;

Örneğin; alışkanlık haline gelmiş sarhoşluk, uyuşturucu madde kullanımı, çocuğun bakım ve gözetim yükümlülüğü ihlali gibi davranışlar nedeniyle çocuklarının güvenlik, sağlık ve ahlakını ağır şekilde tehlikeye sokması halinde bu suç gerçekleşmektedir.

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu tasnifi gereği şikâyete tabi suçlardan değildir. Dolayısıyla re’sen takip edilmektedir. Bu suç bakımından dava zamanaşımı süresi ise suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır.

Çocuğun Kaçırılması Ve Alıkonulması Suçu (TCK Madde 234)

TCK m. 234’de çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suç olarak düzenlenmiştir. Bu hükme göre;

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan bahsedebilmek için çocuğun 16 yaşını doldurmamış olması gerekmektedir. Kaçırılan ya da alıkoyulan çocuk 12 yaşını doldurmadığı takdirde verilecek ceza bir kat arttırılmaktadır.

16 yaşını doldurmuş bir çocuğun kaçırılması veya alıkonulması ise “çocuğun kaçırılması ve alıkonulması” suçu meydana getirmez. Bu durumda “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçunun oluşması mümkündür.

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun yabancı biri tarafından işlendiğinden bahsedebilmek için küçüğün kendi isteğiyle evi terk etmesi gerekir. Zira, kendi rızası dışında evi terk eden bir çocuğun yabancı biri tarafından alıkonulması halinde “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçu meydana gelmektedir.

Ancak, çocuğun kaçırılması veya alıkonulması fiilinin zorunluluk hali kapsamında işlendiği takdirde kişiye ceza verilmemektedir.

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu şikâyete tabi suçlardan değildir. Bu suç bakımından dava zamanaşımı süresi ise suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır.

Yabancı biri tarafından çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ise şikâyete tabi bir suçtur. Dolayısıyla 6 ay içerisinde şikâyet hakkının kullanılması gerekmektedir.

boşanma protokolü, boşanma dilekçesi, boşanma davası, boşanma davası nasıl açılır, boşanma dava dilekçesi, boşanma davası açma, boşanma davası dilekçesi, boşanma davaları, anlaşmalı boşanma şartları, anlaşmalı boşanma dilekçesi, anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır, anlaşmalı boşanma dava dilekçesi, boşanma başvurusu, karabük avukatları, bosanma dava dilekcesi, bosanma davasi nasil aciliyor, bosanma davası dilekçesi, bosanma mahkemesi, boşanma başvurusu nasıl yapılır, safranbolu avukatları, boşanmak için ne yapmak gerekiyor, nafaka, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, kadın için nafaka, kadın nakada alabilir mi, ne kadar nafaka verilir, çocuğa ne kadar nafaka bağlanır, aylık nafaka, safranbolu avukat, avukat, hukuk, avukat nurdan acar, avukat danışma, hukuk danışmanlık, acar hukuk, acar hukuk bürosu, attorney of law, boşanma avukatı, finans avukat, hukuk bürosu, hukuk burosu, karabük avukat, karabük en iyi avukat, karabük hukuk, karabük safranbolu boşanma avukatı, nurdan acar avukat, nurdan acar safranbolu, safranbolu adliyesi avukatları, karabük adliyesi avukatları, safranbolu avukatları, safranbolu barosu avukatları, safranbolu boşanma avukatı boşanma protokolü, boşanma dilekçesi, boşanma davası, boşanma davası nasıl açılır, boşanma dava dilekçesi, boşanma davası açma, boşanma davası dilekçesi, boşanma davaları, anlaşmalı boşanma şartları, anlaşmalı boşanma dilekçesi, anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır, anlaşmalı boşanma dava dilekçesi, boşanma başvurusu, karabük avukatları, bosanma dava dilekcesi, bosanma davasi nasil aciliyor, bosanma davası dilekçesi, bosanma mahkemesi, boşanma başvurusu nasıl yapılır, safranbolu avukatları, boşanmak için ne yapmak gerekiyor, nafaka, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, kadın için nafaka, kadın nakada alabilir mi, ne kadar nafaka verilir, çocuğa ne kadar nafaka bağlanır, aylık nafaka, safranbolu avukat, avukat, hukuk, avukat nurdan acar, avukat danışma, hukuk danışmanlık, acar hukuk, acar hukuk bürosu, attorney of law, boşanma avukatı, finans avukat, hukuk bürosu, hukuk burosu, karabük avukat, karabük en iyi avukat, karabük hukuk, karabük safranbolu boşanma avukatı, nurdan acar avukat, nurdan acar safranbolu, safranbolu adliyesi avukatları, karabük adliyesi avukatları, safranbolu avukatları, safranbolu barosu avukatları, safranbolu boşanma avukatı